Ergenekon sanığı: Yazıcıoğlu öldürüldü
Posted by oktay571 Mayıs 31, 2009
14 SAYFALIK DİLEKÇEDE HERŞEYİ ANLATTI
![]() |
| // |
Ergenekon sanığı: Yazıcıoğlu öldürüldü
Ergenekon davasının tutuklu sanığı Erol Ölmez, mahkemeye sunduğu 14 sayfalık yazılı dilekçesinde şok itiraflarda bulundu.
Ölmez, soruşturma sırasında, sakal bırakıp, cübbe giyerek istihbarat toplamak için Fatih Çarşamba semtine gizli görevle gittiği şeklindeki ifadesini kabul etmemiş, beğendiği bir hanıma yaklaşmak için orada bulunduğunu ileri sürmüştü. Ölmez, mahkemeye sunduğu dilekçesinde çark ederek Çarşamba semtine istihbarat toplamak için gittiğini söyledi. Dışarıda bulunan arkadaşları tarafından hiç aranıp sorulmadığını, bu nedenle bazı gerçekleri itiraf edeceğini dile getiren Ölmez, helikopter kazasında vefat eden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun 2008′de öldürülmesinin planlandığını, ancak bu suikastın bir yıl gecikmeyle gerçekleştirildiğini iddia etti.
Ergenekon davasının tutuklu sanığı Erol Ölmez, mahkeme heyetine sunduğu 14 sayfalık yazılı dilekçesinde çok çarpıcı bilgiler verdi. 1990′da askerken hayatının tamamen değiştiğini, usta birliğinde kendisini keşfeden kod adı “Çerkez Ali” olan kişinin askerliğini sonlandırarak kendisini çok özel bir birimin içine aldığını anlatan Ölmez, “Asıl adı ‘Atakurtlar’ olan birlikte benim görevim istihbarat ve silahlı kanatta yetiştirilmiş, İstanbul Avrupa yakası, tük Trakya dahil beni başkan yapmıştı. Daha sonra 1998 yılında kurulan Ergenekon yapılanmasında görev aldım ve Atakurtlar ismine ekleme yapılarak ‘Atakurtlar Cumhuriyet Ordusu’ Ergenekon’un sağ kolu olmuş, istihbarat ve silahlı kanadı oluşturulup Ergenekon’a dahil edilmiştir. Bu birim, şu anda olduğu gibi halen aktif haldedir. Ben çok özel olarak eğitim almış, en iyi şekilde yetiştirilmiş bir kişiyim. Atakurtlar Cumhuriyet Ordusu’nun bir askeriyim.” dedi. Ergenekon yapılanmasının Cumhuriyetçi, Ulusalcı ve Atatürk milliyetçileri tarafından kurulan 11 kişilik onursal üyesi olan bir yapılanma olduğunu belirten Ölmez, içinde her kesimden insanlar bulunduğunu, hizmet dışında bir amaçlarının olmadığını, silahlı örgüt olmayı kabul etmeyen mütevazi insanlar olduklarını iddia etti.
“HELİKOPTER KAZASI SABOTAJ”
Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazası sabotaj olarak nitelendiren Ölmez, bunun üstünün örtülüp faili meçhul bırakılacağını belirterek, “Bunun kaza değil de sabotaj olduğunu bilmekteyim. Başkanım daha birçok konunun şahidi olarak artık susmayacağımı, gerçeklerin gün yüzüne çıkmasının zamanı geldiğini söylemek isterim. Nedeni ise cezaevine girdiğim günden beni yalnız bıraktılar. Kimsa sahip çıkmadı. Zaten ilk şart, ‘Başına bir hal gelirse kendinle başbaşasın’ denildi. Bu konuları ciddiye almanızı isterim. Muhsin Yazıcıoğlunun susturulmasını isteyen kişi şu an bir siyasi partide siyasi kimliğe sahip olan, aynı zamanda milletvekilidir. Yazıcıoğlu’nun ölümüne sebep olan kişi, aynı zamanda MİT’e çalışan Amerikan destekli kişidir. Bunları size anlatmamdaki sebebim, vicdanımın rahatsız oluşudur.” diye konuştu. 17 Kasım 2007 tarihinde Ankara’da özel bir toplantıda kendisi, Çerkez Ali ve bir milletvekilinin yer aldığını, toplantıdaki konunun Muhsin Yazıcıoğlu’nun nasıl susturulacağı olduğunu öne süren Ölmez, “Bunun karşılığında 10 milyon dolar para verilecekti. 2008 yılında olması beklenen bu konu, Ergenekon furyası patlayınca 2009 yılına kalmıştır. BBP liderine yapılan aslında sabotajdır.” dedi
Bosna Hersek’te savaştığını belirten Ölmez, bu süreçte çok sıkıntı ve zorluklar çektiğini dile getirerek, “1993 ortalarında İtalya’da Cenova’da bir süre otelde kaldım. Yanıma Çerkez Ali geldi. Abdullah Öcalan’ın geleceğini, Roma’da ve Milano’da kalacağının istihbaratını aldıklarını söyledi. Benim görevim ise ebediyyen Apo’yu susturmaktı. Öcalan’ı 6 gün bekledik. Ankara’dan otele gelen bir telefonla gelmeyip Şam’a gittiğini öğrendik. Beni Türk konsolosluğuna bırakıp, pasaportsuz olarak, bir Türk gemisine yerleştirdiler. Gemiyle Derince limanına geldim. Sonra tekrar Çerkez Ali ile görüştük. Çerkez Ali Çok kuvvetli bir devlet adamıdır.” ifadelerine yer verdi.
Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Haraketi’nin bütün amaçlarını bildiğini belirten Ölmez, “Taner Ünal denilen kişi, sahtekarın önde gidenidir. Bu gibi derneklerin kurulma aşamasında her zaman öncülük eden CIA ajanı olan kişi Kaan S.’dir.” iddiasında bulundu.
Kendisine verilen görevleri yerine getirip, en iyi şekilde ülkesine hizmet ettiğini savunan Ölmez, “Avukatımın uyarısı üzerine susmak zorunda kaldım. Susmanın bana faydası olmadığın ve gerçeklerin gün yüzüne çıkmasının zamanının geldiğini düşünmekteyim. Bu yazdıklarım bir itiraf değildir. Vicdan azabının bana vermiş olduğu rahatsızlıktan dolayı konuşmanın zamanının geldiği kanaatindeyim. Görevim icabı birçok kılığa girdim. Yeri geldi tarikatçı oldum, yeri geldi özel yetkili bir insan oldum. Her anlamda en iyi şekilde yetiştirilmiş biri olarak bana Arapça dahi öğretildi. 1993′te Türkiye’ye geldiğimde, Bosna-Hersek’ten kalma sinir ve uykusuzluk çekmekteyim. Bu zamana kadar devam ediyor. Şu anda bile sinir ve uyku ilacı kullanmaktayım. Ben bu hayata istemeden kendiliğinden geçtim. Öyle zaman oldu ki asla çıkmak söz konusu bile değildi. Maalesef şu anda tutukluyum. Ama şunu bilmelisiniz ki Çerkez Ali beni düşünmektedir ve ben eninde sonunda bu cezaevinden elbet çıkacağım. Yeter ki çark artık tersine dönsün. Çünkü dışarıdakiler bizi çıkarmanın savaşını veriyor.” şeklinde konuştu.
“SAKAL BIRAKIP MOLLA OLDUM”
Erol Ölmez ile sanıklardan Kahraman Şahin arasında geçen telefon görüşmesi Ergenekon’un birinci iddianamesinde yer almıştı. Molla kılığına girdiğini söyleyen Ölmez’in 17 Eylül 2007 tarihinde yaptığı telefon görüşmesinde şu bilgilere yer veriliyor;
Kahraman Şahin: Neredesin?
Erol Ölmez: Taksim’e geçiyorum. Ordan da Çarşamba’ya geçeçem. İftardan sonra akşam 8, sabah 8 nöbete devam yani. Sen ne yapıyorsun ne var, ne yok?
Erol Ölmez: Biz de mollaların arasına takıldık. Girdik işte ne yapalım. Soktunuz bizi o taraf Çarşamba’ya.
Kahraman Şahin: Hayırlısı olsun kardeşim , görevini tam yerine getir.
Erol Ölmez: Görevi getiriyoruz, ne var ne yok? Ne yapıyorsun?
Kahraman Şahin: Kartal’dayım. İşim var öyle. Görülmüyorsun hiç?
Erol Ölmez: Yarın karargaha geliyorum. Ne yapıyon? Oruçlu musun?
Kahraman Şahin: Yok değilim.
Erol Ölmez: Yok ben tutarım. Ben hoca adamım biliyorsun. Sakal bıraktım. Molla oldum ben de.
Kahraman Şahin: İmam Hüseyin de bıraktı (Kuvvai Milliye Derneği Genel Sekreteri Hüseyin Görüm). Yarın geldiğinde görüşürüz.
(CİHAN)
30.Mayıs.2009 11:07:35
YAZICIOĞLU ÖLDÜRÜLDÜ MÜ?
YAZICIOĞLU’NUN EŞİ İLK KEZ KONUŞTU
| <img src=”http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/5/0/8/9/150893.jpg” alt=”Helikopter kazasında ilginç ayrıntı” width=”270″ height=”200″ align=”left” hspace=”2″ vspace=”2″ /> |
| // |
Helikopter kazasında ilginç ayrıntı
BBP liderinin hayatını kaybettiği kazayla ilgili sır perdesi aralanmaya çalışılıyor. Komisyonda çok önemli iki soru soruldu: O telefon ve çanta nerede?
Eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili kurulan TBMM Araştırma Komisyonu, Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu, Genel Başkan Yardımcıları Mustafa Destici, Ahmet Şanverdi, Özel Kalem Müdürü Okan Köksal ile MKYK üyesi ve avukatı Kemal Yavuz’u dinledi.
Sivas Milletvekili ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 Kişinin Hayatını Kaybettiği Helikopter Kazası ve Kurtarma Çalışmalarının Tüm Yönleriyle Araştırılarak Benzer Durumların Yaşanmaması İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü Başkanlığında toplandı.
Komisyon Başkanı Köylü, toplantıdan sonra AA muhabirine yaptığı açıklamada, BBP yetkililerinin olay yerinde yaptıkları çalışmaları ve ellerindeki bilgileri kendileriyle paylaştıklarını belirterek, ”Biz de verdikleri beyanlardan hareketle araştırmamızı derinleştirerek sürdüreceğiz. Bize verilen bilgileri dikkate ve ciddiye alıyoruz. Dinlenmesi gereken kim varsa dinleyip araştıracağız. Adalet Bakanlığından soruşturma dosyasını istedik. Ondan sonra teknik elemanları çağıracağız. Herkesi dinledikten sonra bir kanaate varacağız. Sayın Yazıcıoğlu’nun eşi, üstünde durulması gereken şeyler söyledi. Anlatılanları ciddiye alıyoruz” dedi.
”İHMALİ OLANLAR CEZALANDIRILSIN”
BBP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Şanverdi de AA muhabirine yaptığı açıklamada, kaza ile ilgili olarak ihmali olanların biran önce açıklığa kavuşturulmasını ve gereken cezayı almasını istedi. Ellerindeki bilgileri komisyonla paylaştıklarını ifade eden Şanverdi, ”Özellikle kazanın olduğu ilk gün Kayseri Valisinin açıklamaları var, Valinin Genel Başkanla ilgili, ‘ayağı kırık, şuuru açık’ şeklinde açıklamaları var. Sonra Kahramanmaraş Valisinin ‘Genel Başkan Göksun Hastanesine getirilecek’ şeklinde beyanı vardı. Bu iki beyan çelişkili. Biz komisyona, Kayseri valisini kim yönlendirdi, bu bilgileri nereden aldı, bilgiyi aldığı yere bilgileri kim verdi, ayağının kırık olduğunu nereden biliyordu” diye sorduklarını ifade etti. ”Gerçekten de Muhsin Yazıcıoğlu bulunduğu zaman ayağı kırıktı” diyen Şanverdi, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Komisyon bize bu olayın üstüne gideceklerini söyledi. Genel Başkanın silahı, telefonları ve çantası vardı. Çantası hala kayıp. Telefonunun ise bir tanesi bize verildi, ancak hafızası silinmiş. Bunlardan ayrı olarak ‘ELS cihazı yok’ denildi. Bunu, Başbakan, İçişleri Bakanı ve Hükümet sözcüsü söyledi. ELS cihazı olmadığı için sinyal alınamadığı açıklandı. Köylüler helikoptere ulaşınca, Ulaştırma Bakanlığının ön raporunda ‘ELS cihazı var ve çalışıyor’ denildi. Varsa neden çalışmadı diye sorduğumuzda bize anteninin kırık olduğunu, onun için çalışmadığını açıkladılar. Ancak bütün uzmanların ortak görüşü, antenin kırık olması bir şey ifade etmeyeceği ve ELS cihazının çalışabileceği yönündedir. GPRS cihazının helikopterde olduğu yönünde Ulaştırma Bakanlığının raporunda hiç bahsedilmiyor. Ancak Almanya’dan uzmanlar geldiği zaman GPRS cihazını buldular. Fakat hafıza kartı yok. Cep telefonlarından ise 2. gün gece saat 03.00′e kadar sinyal alındığını bildirildi. Peki orası neden bir türlü bulunamadı? Neden uydudan istifade edilmedi?
Koordinasyon eksikliği var ortada. Devlet kendi yazılı kanunlarını uygulamamış. Ne Ankara da ne de Kahramanmaraşta… Buralarda kanuna uygun olarak bir kriz merkezi kurulmadı. Orada İçişleri Bakanı, vali, sekreter bir de ben vardım. Kriz merkezinde ise bir harita, sağlık, iletişim uzmanı, pilot, asker olur. Bunların hiç birisi yoktu.” AA
YAZICIOĞLU’NUN EŞİ İLK KEZ KONUŞTU
BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin öldüğü helikopter kazasını araştırmak üzere kurulan TBMM Helikopter Kazasını Araştırma Komisyonu, BBP yöneticileriyle bugüne kadar hiç konuşmayan Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu’nu dinledi.
Kaza anında enkazın bulunmasına kadar geçen süreçte oluşan tüm soru işaretlerini tek tek gündeme getiren Gülefer Yazıcıoğlu’nun en çarpıcı sözleri, Kayseri Valisi Mevlüt Bilici’nin olaydan hemen sonra yaptığı, “Enkaz bulundu. Yazıcıoğlu’nun bir ayağı ve kaburgası kırık. Hastaneye götürülüyor” şeklindeki açıklamasına ilişkin oldu.
“ÇANTASI KAYIP”
Gülefer Yazıcıoğlu, “Valilerin verdikleri yanlış bilgiler aramayı durdurdu. Kayseri Valisi, ‘Bulundu, ayağı ve kaburgası kırık’ dedi. Daha sonra bu açıklamayı yalanladılar. Üç gün sonra ise enkaz bulundu ve yapılan otopside gerçekten kocamın ayağı ve kaburgası kırık çıktı. Bu tesadüf müydü? Bunu nereden biliyordu? Hepsi tesadüf müydü? Hangi istihbarat biriminden aldı? Kuşları mı var?” dedi.
Yazıcıoğlu, eşinin, içinde önemli evrak, para, silah ve sık kullanmadığı özel cep telefonu bulunan çantasının kayıp olduğunu belirtirken, “Cep telefonu bana teslim edildi ama içinde kartı, hafızasında hiçbir bilgi yoktu, temizlenmişti. Silahı bulunmuş ancak evraklar ve çanta teslim edilmedi. Araştırılmasını istiyorum” diye konuştu.
Yazıcıoğlu, pilotun kalp hastası olduğunun ortaya çıktığını belirtirken, “Hasta olan kişiye uçuş izni nasıl verildi?” diye sordu. MİLLİYET





































