İsrail’den bakın ne istedi!
Posted by oktay571 Eylül 23, 2010
|
|
||||||
|
Röportajda Türkiye’yi ‘ortak düşman’ olarak tanımlayan Karayılan, Tel Aviv’denAnkaraile askeri ilişkilerini kesmesini istedi.
Kanalın muhabiri Itai Anghel’e konuşan Murat Karayılan, “İsrail‘in, özgürlük için mücadele verenleri ezmek isteyenlere yardımı kesmesini talep ediyoruz” dedi. Karayılan, Türkiye’nin PKK ile mücadelede kullandığı en gelişmiş teknolojiyi İsrail’den aldığına dikkat çekti. Türkiye’nin sıcak ilişkiler geliştirdiğiİranve Suriye’nin hem PKK’nın hem de İsrail’in düşmanı olduğun belirten Karayılan, “Bölgedeki her ülke -Suriye, Türkiye ve İran – bizi yok etmek istiyor. Siz de bizi yok etmeleri için onlara (Türkiye’ye) silah veriyorsunuz.” dedi. İsrail’le 1960 ve 70′li yıllarda dost olduklarını belirtenterörörgütü elebaşı, “O zamanlar size hayrandık. Ama 1980′dn bu yana Türkiye’yle ilişkileri ve askeri işbirliğini güçlendirdiniz. Burada (Kandil’de), bize karşı sistematik zulüm ve imha kampanyasına yardım edenler arasında görülüyorsunuz” ifadelerini kullandı. Mavi Marmara olayının ardından yaşanan krizde bile İsrail’in hâlâ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘la yakınlaşma çabalarını ‘hayret verici’ olarak nitelendiren Karayılan, “Erdoğan; alenen Hizbullah ve Suriye’yle ilişkileri güçlendiriyor. Ahmedinejad’ı kucaklıyor ve Hamas’ı övüyor. Sizin dostunuz olduğuna emin misiniz?” diye konuştu. |
|||||||
22.09.2010 12:12:17





















Nurullah Aydın demiş
İsrail, Yahudi ve Tevrat Gerçeği
*** Büyükelçi rezaletiyle *** birlikte İsrail ile ilgili yorum yapan yapana BU HALKINn Ne olduğu ve İnancının Hangi MESAJ içerdiği Doğru ANLAşılmalıdır Bakın İsrail kelimesinin anlamlarından birisi de Hz. Yakupun rüyasında TanrıYEHOVA ile sabaha kadar uğraşmasından mülhem olarak Tanrı ile güreşen mücadele eden anlamındadır İSRAİL kavmi bundan dolayı Haşa Tanrıya Meydan okuyan 1millettir Öyle ki Yakup Tanrı ile güreşmesi sonucu uyluğundan zarar görmüş ve topallamaya başlamıştır Bundan dolayı dindar Yahudiler asla uyluk kemiğindeki eti yemezler Balam hikâyesinde anlatıldığı üzere İsrail iş te ayrı oturan 1kavimdir Milletler arasından sayılmayacaktır TanrıYEHOVA aynı zamanda orduların RABBidir O kızdığı zaman bazen Yahudileri de cezalandırabilir ama yeri geldiğinde kendi Seçkin ve Seçilmiş kavmi olan İsrail milletinin çıkarı ve bekası için BEBEKTEN Kadına ihtiyara eşeğe ineğe velhasıl NEFES alan HER CANLIYI ACIMADAN KATLETME Emri Verebilir (Hezekiel)Yani tam manası ile İNTİKAMI rahmetinden merhametinden acımasından şefkatinden çok katmerli olan 1Tanrı anlayışı ve inancı ile karşı karşıyayız İşte Tanrı anlayışı böylesine İNTİKAMCI ve KİNCİ 1yorumla Tevhit geleneğindeki anlamından SAPTIRILmış 1İNANCIN mensuplarından insanlığa Fayda Barış Merhamet beklemek herhalde ABESle iştigal olsa gerek Öyle ki muharref Tevratın-Tora (kutsal kitabın tümü -Tanah) salikleri yeri geldiğinde yani çıkarları ve bitmez tükenmez arzuları tehlikeye girdiğinde Zekeriyye Yahya Amos Hezekiel İSA gibi Peygamberleri de KATLETMEKTEN çekinMEZler Yine İçiMiZdeKi Yahudinin Romaya yürümeye hazırlanan Fatih Sultan Mehmeti zehirlediği iddiası vardır Yine 1diğer iddia Fatihi onu ZeHiRleyen Yakup Paşanın dedeleri İslam Peygamberini de zehirlediği iddiasıdır Hayberde Peygamberi zehirleyen kadın Zeynep binti Harise Yahudiydi Öyle ki peygamber hayatı boyunca o zehrin etkisinin kendisinde devam ettiğini itiraf etmişti Vefatının nedenlerinden birisi de Yahudi kadının verdiği zehrin etkisinden olabilir Şimdi İçiMiZdeKi İSRAİLin kısaca profili bu Bazıları tüm Yahudiler böyle değil diyebilir Tabii ki Fakat Siyonist IRKçı olmayan humanistik ve reformist Yahudilerin Filistinde ACIMASIZ KaTLiaM yapan Ferisi kökenli RABBinik/Ortodoks İsrail devlet aygıtı üzerinde etkileri YOK denecek kadar AZDIR Yani insancıl olanları en azından öyle görünenleri sadece birer istisnadırlar o kadar Bu gruplar İsrail devletini yönlendiremedikleri gibi İsraile hâkim olan fundamentalist ve entegrist Yahudilik anlayışı humanistik ve reformist Yahudileri dışlamaktadırlar Geçmişte filozof Spinoza örneğinde olduğu gibi açıkça tekfir etmektedirler KUR’AN Ehli kitap içerisinde MüMiNlere EN AZILI Düşman olarak Yahudileri bulursunuz diye boşuna HüKüM içermemektedir Bazıları bu ayetin konjonktürel olduğunu yani dönemin Beni Kaynuka Beni Nadir ve Beni Kurayza Yahudileri ile ilgili olduğunu iddia ederler Tamam da tefsirde basit 1yorum tevil ilkesi vardır NeDiR o? Ayetin iniş sebebinin özel olması hükmünün ve manasının umumi yani genel olmasına mani değildir O zaman Yahudiler Peygambere AMANSIZ Düşman idiler de şimdi Dost MU oldular? Günümüz dünyasında Yahudiler Kimlere dosttur kimlere düşmandır? BAZILARI diyor ki Yahudiler Türklere karşı savaşMAdılar…Oysa Çanakkalede Zion Sion Katır Alayı ile İngiliz ve Fransızlara DESTEK verdiler Kanal Harekâtı sırasında İngilizlerle birlikte hareket ettiler Filistin cephesindeki savaşların HER aşamasında Türkler Aleyhine CASUSLUK yaptılar BuGüN Finans Kapital destekli BAZI Medya ve paramiliter gruplar aracılığı ile Milletimizin özgür iradesine Tarihsel ve Toplumsal Değerlerine Karşı olabildiğince Büyük 1şiddetle saldıMIyor MU? İçimizde muharref Tevratın SAHTE Türk KimLiKli evlatları var Bunlara Dikkat edilMEZse BU Gruplar AçıK ve SeçiK Deşifre edilip ORTAYA çıkarılMAZsa İktidar ve Yönetme İradesinin KİMDE olduğu GizemLiLiğini korur Natorei Charta cemaati gibi Siyonist/IRKkçı olmayan Tanahın (Tora-Neviim-Ketubiim) İNTİKAMCI KİNCİ ve KATLİAMCI yorumunu yapMayan Hz.İbrahim Hz.Musa Hz.Yusuf gibi BüYüK Peygamberlerin barış selam esenlik aşk rahmet ve merhamet mesajlarına bağlı kalan Yahudiler de var Ancak bu tür Yahudilerin Sayısı o kadar AZ ki..Oysa tarih boyunca sürgünler yaşayan son olarak İspanyada Katoliklerin katliamına maruz kalırken Türk-Osmanlı HAKANı 2.Beyazıt tarafında Türkiyeye getirilen ve yüzyıllarca huzur içinde yaşayan Yahudiler gerçeği var Yine Hazar Türklerinden Musevi Türkler var Son İsrail-Türkiye gerginliği ile ilgili açıklamaları yorumları izlerken üzerinde DURULMASI GEREKEN konuları da Göz Ardı ETMEmek gerekir Günün Sözü Kişinin beyanına güvenme yanılabilirsin İyi tanı sonra güven
Hasan Erden demiş
Türkiye PKK ile değil, ABD ve İSRAİLl’le savaşıyor
Herkesin artık şu gerçeği görmesi lazım: Türkiye PKK ile savaşmıyor, terör örgütünün arkasındaki ABD ve İsrail’le savaşıyor. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle. Türkiye’yi yönetenler, siyasetin başında bulunanlar bu gerçeği bilmiyor olamazlar. Biliyorlar ama bunu söylemeye dilleri varmıyor. Eşeğini dövemeyen semerini dövüyor. Türkiye, bugüne kadar bu iki ülke ile elini kolunu bağlayan gizli ve açık pek çok anlaşmalar imzalamış. Bu anlaşmalara “ittifak anlaşmaları”, sözkonusu ülkelere de “müttefikler” denmiş. Bu yüzden, Türkiye’yi yönetenler PKK’ya ver yansın ediyorlar, bağırıp çağırıyorlar, ama PKK’yı kontrol eden, güden ve her şeyiyle destekleyen “müttefik” düşmanlara bir şey söyleyemiyorlar.
Şimdi Türkiye’nin ağzını açamadığı ve suçlayamadığı, sözkonusu asıl düşmanlarının PKK terör örgütü ile olan ilişkilerini açıkça ortaya koyan olaylardan örnekler verelim:
• Araştırmacı Yazar Ferruh Sezgin, Siyah-Beyaz kitabında, 90’lı yılların başlarında Çekiç Güç kapsamında PKK’nın arkasında yer alan güçleri şöyle anlatıyor: “Güneydoğu’da görev yapan subaylarımız PKK’nın Kuzey Irak kamplarında bizzat Amerikalı ve İsrailli uzmanların askeri eğitim yaptırdıklarını açıklıyor, hatta bombalanan kamplara girildiğinde, bunlardan bir kısmının cesetlerine rastladıklarını da ekliyorlardı. Çekiç Güç’ün Türkiye içindeki PKK yuvalarına olan malzeme yardımları ya İncirlik’ten kaldırılan C-130 uçakları vasıtasıyla paraşütle atılıyor, yaü da yine aynı meydandan veya Diyarbakır’dan kaldırılan helikopterlerle ulaştırılıyordu. En sarp dağ tepelerinde ele geçirilen ve ‘buralara kadar nasıl taşımışlar’ diye herkesi hayrette bırakan ağır silahların sırrı buradaydı. Bizim sevgili müttefiklerimiz bunları PKK’nın ayağına kadar getiriyorlardı.”
• Eski Dışişleri Bakanlarından Mümtaz Soysal Cumhuriyet’teki köşesinde şöyle yazıyor: “ilk Körfez Savaşı sonrasında ABD’ce aileleriyle birlikte Pasifik Okyanusu’ndaki Guam Adası’na götürülüp orada yetiştirilen “5 bin Iraklı Kürt” konusudur. Niçin oraya götürülmüş ve hangi amaçla eğitilmişlerdir? Şimdi nerededirler ve ne yapmaktadırlar? Kaçı Amerikan işgal ordusuyla geri gelmiştir? Irak’ın bütününde ya da sadece Barzani yönetiminde görev almışlar mıdır?” Sayın Soysal’ın sorularına bir soru da biz ekleyelim: Bu eğitilmiş Kürtlerin PKK’da da görev almadıkları düşünülebilir mi?
• PKK İsrail’in kontrollü olarak yaktığı bir ateş rolu oynamış çoğu zaman bir şantaj unsuru olmuştur. İşte bunun bir örneği: “İsrail’in terör örgütünü ‘taşeron’ olarak kullandığı yönündeki bir açıklama, BOTAŞ Petrol Boru hattında görevli bir üst düzey yetkili tarafından şöyle yapılmıştı: ‘İsrail kendi teknolojisini ve uydularını kullanmak amacıyla iki defa boru hatlarının güvenliğini sağlamak için talepte bulundu. Türk yetkililer bu duruma sıcak bakmadı. Hemen ardından boru hatları PKK tarafından bombalandı. Bombala olayından sonra İsrailli yetkililer tekrar boru hatlarının güvenliğine talip oldular. Türk yetkililer bu talebe sıcak bakmalarına rağmen müspet bir cevap vermediler. Bunun ardından ikinci bir bombalama olayı meydana geldi. Boru hatlarının bombalanması eylemlerini üstlenen PKK, bu eylemleri arttırarak devam ettireceklerini söyledi. İsrailliler boru hatlarının güvenliğine tekrar talip oldular. Bu son talebe devlet yetkilileri olumlu cevap verdi.”
• New Yorker Dergisi’nden Seymour M. Hersh “İsrail’in Iraklı Kürtlere komando eğitimi verdiği”ni yazmıştır.
• İngiliz The Daily Telegraph gazetesinin muhabiri Damien McElroy, ABD’li subayların, PKK’nın önde gelenlerinden Murat Karayılan’ın ve diğer terörist öncülerle düzenli toplantılar yaptıklarını, ABD’nin askeri helikopterlerinin bunun için kullanıldığını yazmıştır. Gazete ayrıca, Kandil dağında bir ABD’li müteahhide ait araçların görüldüğünü de kaydetmiştir.
• Terör örgütünün elebaşlarından Karayılan, ABD’li subayların kendilerinden İran’a saldırmalarını istediğini öne sürmüştür.
• Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) eski yöneticilerinden Robert Baer, terör örgütü PKK’nın İran kanadı PJAK’ın Tahran’a karşı mücadele etmesi için ABD tarafından desteklendiği yolundaki haberleri doğrulamıştır. Sözkonusu örgütün Türkiye’ye yönelik kanadının da ABD tarafından desteklendiği muhakkaktır.
• New York Times gazetesinin haberine göre, Pentagon yetkililerinin, Irak güvenlik güçlerine verilen Amerikan silahlarının, Türk Güvenlik güçleri tarafından teröristlerin üzerinde ele geçirildiğini doğruladığını yazmıştır. Haberde, Türkiye’de bulunan silahların üzerindeki seri numaralarının, Iraklıları verilen silahlarla örtüştüğü vurgulanmıştır. Teröristlere geçen silahların arasında Glock gibi tabancaların da bulunduğu belirtilmiştir.
• PKK’lı teröristlerin Dağlıca saldırısında çoğunlukla Amerikan yapımı M-16 makineli tüfek kullandıkları, askerlerimizin üzerine attıkları parça tesirli el bombalarının da ABD malı olduğu belirlenmiştir.
• Peşmergeler, yoğun olarak Türkiye sınırına yakın bölgelere yerleştirilmiştir. 6 bin peşmerge Kerkük’e, 2 bin tanesi Musul’a, 3 bin peşmerge de Türkiye sınırına yerleştirildi. İsrail’den K.Irak’a büyük miktarda füze sevkıyatı yapılmıştır. Ağır silahların olduğu, füze rampalarının olduğu 3 TIR dolusu silah ve mühimmat peşmergelere nakledilmiştir. ABD ve İsrail Kürt birliklerini ağrı silahlarla donatmıştır.
• 2007 Ekim ayının ilk haftasında 13 Mehmetçiği şehit eden PKK’lı teröristlerin silahlarının ABD silahları olduğu tespit edilmiştir.
• Uluslararası haber ajansı AP’ye göre, ABD işgali altındaki Irak’ın Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Türk ordusundan endişe ettiklerini söylemesi üzerine, bir Pentagon yetkilisi, Türkiye sınırını ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin hareketlerini uydudan takip ettiklerini itiraf etmiştir. ABD’nin uydudan izlediği TSK’nın hareketleriyle ilgili bilgileri PKK’ya iletmediğini kim iddia edebilir?
SONUÇ
Naklettiğimiz bu olaylar ve belgeler açıkça gösteriyor ki, Türkiye gerçekte bir terör örgütü ile savaşmıyor, ABD ve İsrail ile savaşıyor. PKK bu sömürgeci güçlerin Türkiye’yi taciz etmek ve zaafa uğratmak için kurduğu ve kullandığı maşa unsurlardan sadece birisi oluyor.
Amerika’nın ve İsrail’in, bütün bölgeyi ve İslam dünyasını değiştirmeyi ve parçalamayı hedefleyen ve Türkiye’yi de kapsayan stratejilerinin siyasi, ekonomik, kültürel ve psikolojik boyutlarında kullandığı başka pek çok maşaları var.
Önemli olan maşalar değil, maşayı tutanlar ve kullananlardır.
Maşalara göre değil, maşaları tutanlara ve kullananlara göre strateji geliştirmeniz gerekir. O stratejiyi geliştirememişseniz, maşaları bertaraf edecek savaşınız size çok pahalıya mal olur, büyük bedeller ödersiniz.
Türkiye’yi yönetenler ve savunanlar, artık topyekün bir savaşla karşı karşıya olduğumuzu görmeliler ve stratejilerini buna göre kurmalılar. Türkiye topyekün savaşa karşı topyekün savaşla karşılık verebilecek bir derin strateji geliştirmelidir.
Topyekün savaşta, PKK gibi kıytırık unsurları bertaraf etmenin, askeri savaştan daha pratik ve sonuç getirici yolları vardır. Bir askerimizin burnu bile kanamadan, sorunun üstesinden gelinebilecek yöntemleri vardır. Diplomasi savaşı bu yöntemlerin en önemlisi ve önceliklisidir.
Diplomasi savaşını akıllı ve basiretli yürütürseniz, PKK gibi maşaları kullanan asıl düşmanlara karşı kozlarınızı yerinde ve zamanında kullanırsanız, terör gibi sorunları hiçbir insanınızı yitirmeden, anaların yürekleri yanmadan ve gözyaşları dökülmeden yok edebilirsiniz.
Nitekim Ermeni tasarısına karşı Türkiye’nin diplomatik girişimleri başarılı olmuş ve ABD’nin geri adım atmasını sağlamıştır.
Unutulmamalıdır ki, Türkiye’nin, düşmanlarına karşı diplomasi savaşını çok zorlanmadan kazanabileceği pek çok kozları vardır.
Yalnız diplomasi savaşı akıl ister, basiret ister, yürek ister, kendine güvenmek ister.
Sevgiler, saygılar…